Paylaşım Kaleb

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Profiterol

Forum Sahibi
Katılım
28 Mar 2020
Mesajlar
186
Konum
Tekirdağ
Nick
ImSOLOTURK
Sınıf
Rogue
Irk
Protean
Naru’nun ilk muhafızı, ruh toplayıcı Kaleb diğerleri arasında en güçlü olandır. Uzun yıllar ruhlara yol gösterdikten sonra artık yorulmuştur. Zaman içinde ruhları toplarken onların acıları, onların heyecanlarını duymak, hissetmek ona zevk vermeye başlamış, bu zevk giderek bir bağımlılığa dönüşmüştür. Bir süre sonra Kaleb ruhları bağlı oldu tanrıçasına vermek yerine kendine saklamış ve onlarla beslenmeye başlamıştır.

Kaleb zaman içinde giderek güçlenir ve diğer ruh toplayıcılarından bazılarını da yanına alarak bir isyan başlatır. Bir ruh toplayıcısı olmak demek Naru’nun sadık hizmetkarı olmak demektir. Ruhları toplamak, görevini layığı ile yerine getirmek… Bunu sonsuza kadar tekrarlamak… Kaleb artık yorulmuştur. O da yeniden yaşamak, bir şeyler hissetmek istemektedir artık.

Kaleb yanında takipçileri ile birlikte Naru’nun karşısına çıkar ve onu tehdit eder. Yeniden yaşamak istediğini, insanlar arasında yürümek istediğini söyler. Naru hizmetkarına kendi huzurunda ettiği bağlılık yeminini hatırlatır. Yemin Kaleb’in umrunda değildir. Şartlar değişmiştir. Yaşamak istemektedir. Tanrıça Naru geri adım atmaz ve Kaleb bir anda kendini karanlık gecede, tek başına kraliçesinin karşısında bulur.

Kraliçe ona bir ders vermek, ondan bir örnek yaratmak ister ve acımasızca saldırır. O güne kadar yaşamış olan insanların bütün acıları ile, bütün kâbusları ile ona saldırır. Kaleb bir süre bütün bu acılara dayanamaz ve yıkılır. Kraliçe Kaleb’i takip edenlere bir şans daha sunar. Ya Naru’nun yanında olacaklar ya da Kaleb ile birlikte sonsuz bir hapse mahkûm olacaklardır. Ruh toplayıcıları Naru’nun ayaklarına kapanır ve af dilenirler. Hata yapmışlardır. Naru onları affeder.

Kaleb kendini içindeki ruhlardan arındırılmış bir şekilde, yer altında yapayalnız kalacağı, cezasını çekeceği bir labirentte bulur. Naru bir daha büyü yapamasın diye dudaklarını mühürlemiş, dilini koparmıştır ruh toplayıcısı ve ilk muhafızının. Ancak Kaleb'in içindeki öfke, onu tutsak eden tanrıya karşı duyduğu öfke hala canlıdır. Kaleb konuşamasa da bir büyücü olan Razu’nun acısını hissetmiş, ruhuna dokunmanın bir yolunu bulmuştur. Bu zavallı büyücü de kendisi gibi acı çekmektedir. Onun gibi ihanete uğramıştır. Her şey iyiyken yanında olanlar, zor zamanında ona sırtını dönmüşlerdir. Kaleb Razu’ya yardım etmeye karar verir. Sonsuzluk hapsinde daha fazla acı çekmesinin bir anlamı yoktur. Naru ile yüzleşmek, ona kafa tutmak ise söz konusu bile değildir. Ancak Razu gibi yetenekli, öfkeli bir büyücü ile birleşirse, onu ikna edebilirse bir şansı vardır.

Kaleb, Razu'nun ruhuna dokunarak ona karısını bulmasının çok zor olduğunu söyler. Ancak reenkarnasyon denen bu ceza sona ererse en azından başkalarının acı çekmesini engellemiş olacaktır Razu. Kaleb büyücüye yapması gerekenleri anlatır. Kristali nerede bulacağını, ne yapması gerektiğini söyler. Oraya ulaşabilmesi ve hayatta kalabilmesi için gerekli olan büyüyü öğretir. Bu büyü Razu için çok ama çok ileri bir seviyedir. Öğrenmesinin imkânı yoktur. Kaleb Razu’ya ne kadar ileri gidebileceğini sorar. Neleri feda etmeye hazırdır? Razu her şeyi diye cevap verir. Eğer karısı Luna artık yoksa, bir daha yanında olamayacaksa her şey anlamsızdır. Kaleb gülümser ve büyücüye gözlerini kapamasını söyler. Bir süre sonra Kaleb ruhunu bedeninden çıkartır ve Razu’nunkine aktarır.

Razu içine akan saf gücü hisseder. Korku, kaygı gibi insani duyguları tamamen yok olur. Yapması gerekeni anlamıştır. Gidip Narun Kristalini kıracak, bu dünya ile öte alemin bağlantısını kesecektir.

Razu mağaradan çıkış yolunu kolayca bulur. Tekrar gün ışığını gördüğünde ne kadar zaman geçtiğine dair hiçbir fikri yoktur ancak neredeyse on yıl yaşlanmış gözükmektedir. Razu tekrar yola koyulur.

Lazar’a geri fikirlerini yaymaya başlar. Doğal olarak karizmatik bir adam olduğu için kısa süre içinde reenkarnasyonun bir hediye değil, tanrılardan verilmiş bir ceza olduğuna inanan bir kalabalık toplamıştır etrafına.

Arius’un rahipleri Razu’yu yakalamak için ellerinden geleni yaparlar ancak başarılı olamazlar. Razu’nun düşünceleri zamanla bir fikre, bir harekete, en sonunda da neredeyse bir dine dönüşür. Büyücü ve takipçileri Lazar’dan uzakta, dağlarda yaşamaya başlarlar. Razu onlara büyü yapmayı öğretir. Özgürlüğün inandıkları aksine ölümden, sadece tek bir hayat yaşamaktan geçtiğini anlatır. Ancak ölümlü olunduğu zaman hayatın gerçek değerinin alınabileceğini söyler. Razu gibi, sevdiklerini kaybettiği için acı çekenler, her geçen gün ona körü körüne bağlanmaktadırlar.

Razu’nun planı kristale zarar vermek, ruhların geçişini engellemek ve yok olmalarını sağlamaktır. Yok olsunlar ki yenilerine hayat versinler. Bir kristalde hapsolmak, ya da kendilerini tekrarlamak yerine kozmik enerjiye, evrenin doğal akışa teslim olsunlar. Ölümü kabullensinler.

Zira Razu ve müritlerine göre Tanrı ya da değil, kimsenin bu doğal akışa, evrenin kanununa müdahale etmeye hakkı yoktur.

Razu zihninde bu motivasyonla defalarca vadiye yaklaşmaya çalışır ancak başarısız olur. Narun Kristaline uzanan vadide hiç ışık yoktur. Normal olmayan bu karanlıkta ilerlemek hemen hemen imkansızdır. Razu soğuk ve karanlıkla mücadele eder, kristale ulaşmaya çalışır ancak başarısız olur. Kayıplar her denemesinde fazlalaşır. Büyücü çaresiz hissetmektedir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst